Ara
10 Mart 2010 Çarşamba ..:: Ana Sayfa ::.. Üye Ol  Üye Girişi
 Alt Menü Küçült

  
 Yerel Bağlantılar Küçült

  
 Faydalı Bağlantılar Küçült

  
 Yazılar / Haberler Küçült

  
 28 Şubat'ta Bir İmam Hatiplinin Dramı Küçült

Radyoda haberleri sunan spiker heyecanla 28 Şubat’taki MGK toplantısında alınan kararları okuyordu. İmam Hatip Okullarının gelecek için tehdit oluşturacak hale geldiğinden ve kapatılması gerektiğinden bahsediyordu.

Sanki her imam hatipli potansiyel suçluymuş gibi sunuluyordu. Toplantının yapıldığı yer hastanenin kasvetli odasından gözüküyor, hastane odası daha bir kasvetli hal alıyordu.

İmam Hatipli ağabeyim ölümle pençeleşiyordu. Haberlere içerlemişti. Oysa bir İmam Hatipli olarak ülkesini hep sevmiş çalıştığı devlet kuruluşunda hep yararlılıklar göstermişti. Şimdi ölümle pençeleşirken kendisini gözetmesi gerekenlerin, kendisini imha olması gereken varlıklar olarak görmelerine içerlemiş olmalıydı.

Kalktım radyoyu kapattım. Birden doktor içeriye girdi. O an doktorun, abimin İmam Hatipli olup olmadığını soracak sandım bir an. Gündemin etkisindeydim hâlâ. Doktor beni dışarı aldı.

 ‘’Müdahale etmezsek iki ay sonra ölür aslanım!’’ dedi. ‘’Acil operasyon lazım. Kan..!

Nereden, kimden, nasıl bulabilirdim ki kanı?

Burası Ankara. Türkiye’nin başkenti. Herşeyin olduğu ama yalnızsan, kimsesizsen hiçbir şeyin bulunmadığı bir şehir.

Hastanenin kan merkezinden; ‘’Kan yok, git kan verecek birkaç kişi bul!’’ dendi.

Nasıl bulabilirdim ki? Kimi tanıyordum ki bu şehirde. Sonra tanısam da bunca hengâmenin koşuşturmacanın içinde kim kime yardım etmek için zaman ayırabilirdi ki? Israrıma, bahaneme aldırmadı kan merkezindeki adam.

‘’Ben anlamam kardeşim o senin sorunun.’’ deyip kestirdi. O ara birileri Kızılay Kan Merkezi’ne gitmem gerektiğini belirtti.

Hemen dışarı fırladım. Aklımda binbir düşüncenin hengâmesi. Acı bir fren…

’Önüne baksana kardeşim, geberecen geberecen!’’

Kalın kara bıyıklı, yayvan yüzlü bir taksi şoförüyle gözgöze geldim birden. Kendimi kenara attım hemen. Giderken sayıştırıyordu taksi şöforü, aldırmadım.

Doktorun sesi yankılanıyordu hâlâ beynimde.

Hemen önümde duran dolmuşa binmem gerektiğini söyledi birisi. İndiğimde, ilk gördüğüm kişiye Kan Merkezini sordum

 ‘’Yanlış yere gelmişsin sen kardeşim!’’ dedi, geldiğim istikametin tam tersini gösterdi. ‘’Ya sabır!’’ çekip yeniden başka bir minübüse bindim. Minibüs şoförü haberler başlayınca  radyonun sesini açtı ve içerdeki uğultu bir anda kesildi. Spiker sürekli yirmisekiz şubat sürecinden bahsediyordu. 28 Şubat geçmişti ancak takvim sanki orada takılıp kalmıştı. Parti liderlerinden birisinin dünkü mitingte söyledikleri aktarılıyordu. Bağırarak imam hatiplerin kapatılması gerektiğini, laikliğin elden gittiğini seslendiriyordu. İnsanlar birbirini tanımadığı için yorum yapmaya çekiniyorlardı. Belki minübüstekilerin de bir kısmı imam hatipliydi. Ankara’nın tepesinden yükselen sesler, herkesi sindirmişe benziyordu. Belki de insanların gündeminde değildi bu konu.  Hayatın keşmekeşinden bunalan insanı, bunlar hiç ilgilendirmiyordu belki de.

Ülkemin başkentindeydim ve yapayalnızdım. Halkın derdine çare üretenlere en yakın yerdeydim ama en çaresiz olduğum yerdeydim. Öyle bir şeydi ki bu; insan hem gülebilir hem isyan edebilirdi. İnsanlar mide ile gırtlak, hayat ile ölüm arasında gidip gelmeye mahkûm edilmişken neyi tehdit edebilirlerdi ki, diye düşündüm.  Zira tehdit olarak algılanan insanlardan biri, yani ağabeyim, ölümle pençeleşiyordu. O da bir imam hatipliydi çünkü. Otuz dokuz yıllık hayatında kimseyi tehdit ettiğine, kimse şahit olmamıştı. Sahi, gerçekten böylesi masumlar, birtakım insanlar tarafından tehdit mi görülüyordu acaba? Yoksa bu işin içinde başka hesaplar mı vardı?

Kızılay Kan Merkezi’ni bulmam uzun sürmedi. ‘’Aradığın guruptan kan yok elimizde.’’ sözü bir kurşun gibi işledi içime. İkinci kez bu sözü duymak çaresizliğimi katmerlemişti. Yutkundum, ağlayacak oldum. Gökyüzüne baktım karanlıktı, içim karanlıktı, şehir karanlıktı, her şey her şey karanlıktı. Ankara’da her şey sisli ve karanlıktı gözümde.

Uzaklaştım oradan. Başım dönüyordu. Dünden bu yana bir şey yemediğimi fark ettim. Yakındaki bir camiden sela sesi duydum. Ürperdim birden. Sela, cenaze demekti kimi zaman. Haftada bir de Cuma vakti demekti. Öyle ya bugün cumaydı. Camiye yöneldim. Birden durdum. Yarın haftasonu, ya bugün kan bulamasam! Birilerinden yardım istemeliydim. Ama kimden? Gideyim meclise, memleketimin milletvekillerinden yardım isteyeyim, diye geçirdim içimden. Ama ortalık toz dumandı. Siyasi hava gergindi. Bir şubat soğuğudur esiyordu havada. Bu şehir bu yönüyle ne kadar da mahşer yerine benziyordu. Herkes kendi derdine düşmüş, kimse kimseyi duymuyordu. Yardım istenecek bir makam vardı yalnızca. Üstelik zaman tükenmemişti daha. Duaların zamanı bitmemişti. Kıyamet kopmamıştı yani. Camiye yöneldim. Hakk kapısı en huzur verici sığınaktı. O, Rahman ve Rahimdi.

Arifhan AKPINAR
arif_han@mynet.com


 Yazdır   
 Önemli Duyuru Küçült

Web sitemizin bazı bölümleri üyelik sistemi ile çalışmaktadır. Sitemize üye olup kullanıcı adı ve şifre ile giriş yaptıktan sonra ana menüye "Mezunlarımız" bölümü eklenmektedir. Ayrıca alt menüdeki "Forum", "Fotograf Albümü" ve "İletişim Formu" bölümleri sadece üyeler için kullanılır durumdadır. Ziyaretçilerimizin bu hususlara dikkat etmeleri önemle duyurulur.


  
 Okulumuzdan Görüntüler Küçült
Çorum İmam-Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Platformu olarak hazırlamış olduğumuz Web sayfamıza hoş geldiniz.
Okulumuzdan bir görüntü

  
Bir Ayet  Bir Ayet Küçült
Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir (Zümer, 18).

 Yazdır   
Bir Hadis  Bir Hadis Küçült

Sevininiz ve sizi sevindirecek şeyler ümid ediniz. Allah’a yemin ederim ki, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Fakat ben, sizden öncekilerin önüne serildiği gibi dünyanın sizin önünüze serilmesinden, onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışa girmenizden, dünyanın onları helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum (Buhari, Rikak, 7)


 Yazdır   
 Hava Durumu Küçült
Çorum için üç günlük hava durumu

  

Sitemizi hazırlayan Üzeyir YAZICI'nın Visual Basic 2005 adlı kitabını almak için resim üzerine tıklayınız.

Visual Basic 2005

 

 

Hazırlayan: Üzeyir YAZICI (www.uzeyiryazici.com)   Kullanım Şartları  Özel Şartlar